Yeme-İçme İşleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yeme-İçme İşleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Şubat 2015

Terapi Niyetine 10 Instagram Hesabı - 10 Therapeutic Instagram Accounts

Hoff iki gecedir rüyamda terör saldırısına kurban gidiyorum. Tıtıtıtı, sakallı adamlar ellerinde kalaşnikof delik deşik ediyor beni, benimle beraber koca mahalleyi. Geçen gün de hamster olmuştum. Artık neler dönüyorsa o küçük kafamda. Ufak ufak sıyırırken kendimi Instagram'a vereyim de gözüm göynüm açılsın, unutayım dünyanın gamını kederini dedim. Hani böyle mutlandıran, anam anam dedirten hesaplar vardır ya onlara sardım. Paylaşıyorum. Arz ederim.

These are Instagram accounts that make you smile no matter what mood you are in. Kind of a quick mind therapy. Couldn't keep them to myself. Enjoy.


@alexmdc
     grafik tasarımcı. mesela obez süper kahramanlar çiziyor. son bıraktığımda yarattığı vefasız karakterle dövüşüyor, ağzını burnunu kırdırtıyordu.
     designer. draws super heroes, obese ones as well. last time I saw him, he was in a fight with his evil character.





@biddythehedgehog
     gezgin kirpi. sevilir ki bu.
     traveller hedgehog.



6 Nisan 2014

Bir Tutam Tirilye

Bursa'yı biliriz. Mudanya'yı da biliriz. Ama taş çatlasa 12 km ötedeki Tirilye'yi pek bilmeyiz. İyi ki de bilmeyiz.
Belki de isminin önce Tirilye, sonra Mahmutşevketpaşa, sonra Zeytinbağı, son olarak da yine Tirilye olarak değiştirilmesinin sebebi ahalinin kafasını karıştırarak izini kaybettirmektir. Laf aramızda Tirilye adını Yunancadaki "trigla" yani barbun balığından almış olabilir. Marmara Denizine nazır restoranlarda barbunu afiyetle götürürken insan kavrıyor nedenini.

Bugün beldenin nüfusu 2000 ya var ya yok. Kurtuluş Savaşının bitmesiyle Tirilyeli Rumlar mübadeleyle Yunanistan'a göç eder. Ve zeytincilik de bir daha geçmişteki cafcaflı günlerindeki gibi olmaz. Üretim devam ediyor, sektör ekonominin yine can damarı ama bir şeyler eksik. Kasabanın Bandırma istikameti çıkışında itfaiyenin yanında zeytin kooperatifinin terk edilmiş fabrikası görülesi. Zeytinden anlayanlar bilir, çekirdeği ufak, kabuğu ince, lezzeti bol, meşhur Tirilye zeytininin kaynağı işte burası. Memleketin başka bölgelerinde zeytin ağaçlarına da Tirilye aşısı yapılıyormuş fakat aynı lezzet yakalanamıyormuş. Tirilye'de zeytinin yanı sıra, köylülerin el değmeden ürettiği zeytinyağını pet şişelerde esnaftan almak da mümkün, markalaşmış Emil İsmail'in dükkanından almak da.
Tirilye Zeytinlikleri
Fatih Camii - Fotoğraf Panoramio: Haluk Cömertel
Güzelim cumbalı Rum evlerinin çoğu harabe halinde ama yine de eski günlere dair fikir veriyor. Hele bir Taş Mektep var ki bakınca insanın içi parçalanıyor. Heybetli mi heybetli, 1900'lerin başında yapılmış, savaş öksüzlerine yurt olmuş, Kıbrıs Cumhurbaşkanı Makarios'a okul olmuş, olmuş da olmuş. Bugün bitmiş gitmiş kül olmuş, bu hali de hepimize günah yazıyor, biline.

6 Mart 2014

Ankara Birası Da Neymiş?

Ankara Birası. Ata'nın talimatıyla yerli üretimi ve tarımı teşvik amacıyla Atatürk Orman Çiftliğinde 1934'te kurulmuş fabrikanın birası. Fabrikayı ve çiftlik kompleksini İsviçreli şehir plancı-mimar Ernst Egli yapmıştır, ki kendisi alanında mühim adamdır.
AOÇ Bira Fabrikası
Ankara Birası, Bomonti kardeşlerce İstanbul'da 1890'dan beri üretilen Bomonti birasının tekelini kırmıştır. Hatta rivayete göre bu yüzden, Atatürk'le Bomonti'yi destekleyen İnönü'nün arası açılmıştır.
Fabrika Atatürk'ün vasiyeti doğrultusunda 1937'de Çiftlikle beraber Hazineye, 1939'da da Tekel'e devredilir.
1938 yılında Tekel'e devredilen Bomonti'nin de birleşimiyle, Tekel Birasına dönüşür, üretim Yozgat'a kayar. Ankara fabrikasındaysa Ankara Viskisi üretilmeye başlanır. O Tekel birasının da tiryakisi çoktu zamanında.
Ne hazindir ki bugün tüm bu saydığım markalar, özelleştirilerek, amaca değil paraya bakar kapitalist düzene yenik düşüp tarih olmuştur.

31 Ocak 2014

Yemek Festivali Dediğin...

Demek ki neymiş, yemeğin milleti mi olur dememek lazımmış. 
Sydney Uluslararası Yemek Festivali (Sydney International Food Festival) kapsamında yerel tatlardan ülke bayrakları yapmışlar, iyi de yapmışlar. Netice:
ABD - Sosisli sandviç, ketçap

Avustralya - Etli börek, sos

Birleşik Arap Emirlikleri - Karpuz, nane, hurma

Brezilya - Muz yaprakları, ananas, lime, çarkıfelek

21 Ocak 2014

Sushi Sofra Adabı

"Balık çiğ yenir mi yea!" nidalarıyla kesin tavır koyduğum sushi, sinsi sinsi hayatıma sızdı. Gizliden sevmeye bile başladım.

Fakat bu iş öyle eline iki çubuk alıp, sushiyi tabağa dayadığın ağzına hızla tıkıştırmakla olmuyor. Bir kere o çubuk (ki teknik adı "chopstick" ya da "hashi"dir) öyle tutulmaz, böyle tutulur. Ve iki lokmayı ağzına denk getirdin diye "ben kaptım bu işi" de denmez, özveri ve zaman ister.


Çubuklar birbirinden ayrıldığında üstündeki kıymıklar dökülsün diye birbirine sürtme hareketi vardır. İşte onu yapmıyoruz, zira bu, Japon restoranlarında "bilader sen ucuz mal kullanıyorsun" anlamına gelip, ağır hakaret sayılırmış. Uzakdoğu sporları adamların ata sporu, iki kıymık için ağzını burnunu kırdırtmaya değmez.

Chopstick sorunsalını aşınca sipariş faslı geliyor. Birkaç ana grup altında yüzlerce çeşidi var bu sushinin. Yok ben çiğ balık yiyemem ama çok çılgınım, ölmeden bir sushi yemişliğim olsun diyelenre en zararsızlardan "kappa maki"yi tavsiye ederim. Su yosunu ("nori") ve pirinç pilavı içine sarılı bildiğimiz salatalık. "Kappa" Japon halk kültüründe salatalıkla beslenen bir canavarın adıymış.

3 Ocak 2014

Bir Tutam Barselona - Gastro-tur; Bölüm 2

Barselona'nın yemeklerine haksızlık yapmak olmaz, çarpılır insan. Buyrun bu da gastro-turumuz.

El Clasico: Tapas-Paella-Deniz Mahsulleri-Sangria

Yarabbim o 'tapas'lar yok mu... Tapas dediğimiz meze/aperitif kıvamında minik yemekler. Yüzlerce çeşidi var. Aslında Barselona'ya özgü bir kültür değil, İspanyol mutfağından geliyor. Sebzeden tutun, ekmek üstü mezelere, deniz ürünlerine, her türlüsü var. Sofraya oturur oturmaz önünüze zeytinyağlı domatesli sos sürülmüş ekmek gelmesi muhtemel, ama gelmeyin bu oyuna, fazla bir numarası yok.
Meşhur "paella"yı yemeyeni dövüyorlar zaten. Pilav diyelim biz ona, deniz mahsullüsü, etlisi, tavuklusu var.
O da Akdeniz, bizimki de Akdeniz ama deniz ürünlerinin çeşidini görünce resmen felç geçirdi aklım.
Her yerde ufak restoranlar, barlar. Yemekler bir yana, sırf bunların iddiasız ama özenli vitrinlerine bakmak bile keyif.


Katalan, Akdeniz, Arap, Çin mutfağı, ne ararsan orada. Turist mevsimi olmamasına rağmen, sürekli bir hareket var. İnsanlar dışarıda yemeği seviyor. Akşam 9-10 gibi oturuyorlar yemeğe, o enteresan. Saatlerce kalkmıyorlar sofradan. Yemekleri de pek şenlikli geçiyor. Alkolün etkisi olduğundan şüpheleniyorum. Meyveli şarap kokteyli 'Sangria' olmazsa olmazlardan. İyisine denk gelirseniz tadından yenmez. Bu arada yerel halk bolca tükettiği şarabı mahalle mahzenlerinden kendi şişelerini doldurarak alıyor. Litresi 1-1,5 Euroya gayet makul sofra şarapları bulunuyor.

Yemek kültürünün bu kadar zengin olması ve dünyanın en iyi aşçılarının buradan çıkması tesadüf değil. Akıllı adamlar, bölgenin ekonomisini turizme göbekten bağlamamışlar. Şehrin az kıyısına çıkınca tarım arazileri ve hobi bahçeleri başlıyor. Bu sayede her şey taze, lezzetli, bol çeşitli ve makul fiyatlara. Sebze-meyveden başka, fındık fıstık, pirinç bile üretiyorlar. Bizdeki gibi yerel ürün festivalleri oluyormuş. Pazarlarda meyve-sebze fiyatları bizimkilere can sıkıcı derecede yakın. Etler bizden ucuz, genelde lezzetli. Adamların gelirinin en az beş katımız olduğu düşünülürse durumun vehameti ortaya çıkıyor. Yeri gelmişken söyleyeyim, benzin de bizden ucuz.
Tatlılar genelde güzel ama içimden bir ses bizim kadar şekere düşkün değiller diyor. Yine de turtalar, creme brulée'ler her yerde. İlla oraya özgü bir şey yiyeceğim derseniz lokma tatlısı görünümündeki churro'yu özellikle kışın sıcak çikolataya banarak deneyebilirsiniz.

Mercat de la Boqueria & Kiosko Universal

Pazar deyip 'Mercat de la Boqueria'yı es geçmek olmaz. Şehrin en afili caddesi La Rambla'nın göbeğinde bulunuyor kendileri. Daha kapısında kendisine tutkuyla bağlıyor. Tablo gibi. Meyve sebze, et, balık, tatlı, baharat, ne ararsanız var içinde. Ee bizim pazarlarda da var diyeceksiniz ama burası başka türlü... ben anlatmayayım, resimler konuşsun.
Pazarın kenarlarında soluklanmak için ayak üstü barlar, büfeler var. Ana kapıdan girince sola dönün, yolun sonunda hemen sağınızda kalan 'Kiosko Universal'e dalın. Boş yer bulamazsınız, adınızı listeye yazdırıyorsunuz ama sıra çabuk geliyor. Ayak üstü türlü türlü deniz mahsulünü ızgarada veya yağda pişiriyorlar. Yemeklerin üstündeki sarmısak sos, of off. Bir de mantar tabağı ('mix mushroom') var ki şiddetle tavsiye edilir. Mutfağın tepesinde disko topu üzerinde çatal kaşıklardan yapılmış dünya da şenlendiriyor ortamı.

1 Ekim 2013

"Food Art": Biz Yumurtayı Zor Kıralım, Elalem...

Zamanında analarımız "oynama önündeki yemekle, çarpılırsın, aha böyle kalırsın" tehditleriyle minik beyinlerimize travmalar yaşatacağına "aferin yavruma, ne de güzel mundar ettin yemeğini, yanına bir de köpek yap bakayım" diye bizi destekleseydi... bunlar yapıyor, biz de hayran hayran resimlerini paylaşıyor olmazdık kanaatimce.